Ecz. Ahmet Turgay YAŞAR
Diyarbakır Eczacı Odası Başkanı

Eczacılık ile ilgili tüm sorunları defalarca çeşitli platformlarda, başkanlar, yöneticiler, eczacılar, kooperatif temsilcileri, ticari depo yöneticileri akademisyenler ve ilaç sanayinin tüm dinamikleri dile getirdiler. Geldiğimiz noktada sorunları bilmeyen kalmadı gibi (!) ama henüz bir çözüm üretmeye çokta yakın olduğumuzu söyleyemeyiz. Aktarım kısmında gayet başarılı bir sınav verdik ve ilgili ilgisiz herkes bizim sorunlarımıza artık vakıf.

Bugün ben eczacılıkla ilgili sorunlarını farklı bir perspektifte ele almak istedim, yani bir ebeveyn gözünden bir baba olarak bakmak içimden geldi. Bizim gibi orta yaşa merdiven dayamış tüm velilerin ortak kaygısı evlatlarımızın geleceği. Benim 10 yaşında bir kızım var olası bir eczacılık serüveninin başrolüne onu ve kendimi koyarak sizlere eczacılığı anlatayım bari.

Her ebeveynin çocuğunun ilkokul’a başlayacağında, yapacakları ilk iş “iyi” bir öğretmen seçerek yaşıtlarının önüne geçmek ve kaliteli bir eğitiminin temelini almaktır. Bizde tam bunu yaparak iyi bir öğretmen bulup öğrenim hayatına başlamasını sağladık. 4+4+4 sisteminde ortaokula gelene kadar, destek eğitimleri, uzay kampları, hızlandırılmış kurslar derken çocukluğunu yaşayamadan, ortaokula gitmeye başladı. Şuandaki temel hedefi iyi bir liseye kapağı atmak için günün 25 saati ders çalışmak, özel dersler, kütüphane çalışmaları sosyalleşme ritüelleri ile geçecek “ teenagers süreci sonrasında, ya iyi bir liseyi kazanacak ya da ailenin desteği ile özel bir okulda, pahalı bir bütçeyle okumaya devam edecek, tabi ekstralar, özel dersler sonrasında sınavına girecek güne kadar yoğun eğitimin verildiği gençliğin gittiği bir süreç sonunda ilk 50.000 (Ellibin)’e grip akredite bir eczacılık fakültesini kazandığını varsayalım. 5 yıllık yoğun eğitim ve yaşanmayan onca anıların sonunda fakülte den mezun olacak ve bizler yetmedi bir yıl daha serbest eczanelerin birinde yardımcı eczacılık yapman gerekir diyeceğiz. Neyse sayılı zaman çabuk geçecek O da bitecek ve “ECZACI” olmaya hak kazanacak. Ama eczane açamayacak. Çünkü 2012 yılında çıkan yasaya göre yani 3500 nüfus kriterine göre %99.97 oranında kontenjan doluluğu önünü kesecek, EYS ‘de puanı az olduğu için yerleştirilemeyecek. Kamuya atanamayacak, çünkü yeterli kadronun olmadığı söylenecek. Olanlarla ilgilide çeşitli spekülasyonlar kulağına gelecek bizde ona hadi git evine işsizsin diyeceğiz. Ama bu kadar bedel ödedim ağır eğitimler aldım. Devlet bana dünyanın yatırımını yaptı, gençliğim gitti vs. vs diyecek. Ama muhatap bulamayacak…

Diyarbakır eczacı odasına yaklaşık 1000’nin üzerinde eczacımız kayıtlıdır. 530 tane serbest eczanemiz kamusal alanlarda 120’e yakın meslektaşımız istihdam edilmekte. 100 meslektaşımız ise eczanelerimizde yardımcı eczacı, mesul müdür veya ikinci eczacı olarak çalışmaktadır. Gelin toplayalım 530+120+100=750 Aa (!) ama bizim 1000 üyemiz vardı. Ne yani 250 üyemiz işsizmiş yani %25 oranında (şimdilik) vahim tablo.

Yakın zaman Türk Eczacılar Birliği seçimleri oldu. Sosyal medyada da sıklıkla eleştirilen, matruşka sistemi bitti. En çok eleştirilen olaylardan biri üye sayısını çoğunluğunu temsil etmeyen TEB Merkez Heyeti dağılımı da artık yok. Eczacılıkta iyimser bir hava oluştu ve umut doğdu. Yeni yönetime hepimiz elimizden geldiğince destek vermeliyiz. Vereceğiz ama devlet aynı devlet, hükümet aynı hükümet, bakanlar aynı bakanlar, bürokratlar aynı, SGK aynı TİTCK aynı, YÖK aynı bütçe 0,69 (total bütçenin) peki ne değişecek. Ha sistemde aynı sistem hala pazartesi ve cuma günleri yaklaşık iki saat yine yok. Serbest eczacılık travmatik şoklarda! Neler değişecek hep birlikte yaşayıp göreceğiz.



Dosya

Özgür Köşe

Dünyada Eczacılık

Sektörel Bakış

Çepeçevre

Kültür Sanat