Vizontele filmini hatırlarsınız;
Hani şehre bir memur atanıyordu, herkes çok güzel karşılıyor ve de çok seviniyordu, “Devletimiz bizi unutmadı, bizi seviyor, bizi gözden çıkarmadı” diye. Gelen memuru ailesiyle beraber baş tacı ediyorlardı, nasıl ağırlayacaklarını şaşırıyorlardı.
Sohbet esnasında görevinin kütüphane müdürü olduğunu öğrenince de sevinçleri kademeli olarak azalıyor hüzünlü bir tonda “Bir de kütüphanemiz olsa ne güzel olurdu” diyorlardı ya, işte o hesap;
Rekabet Kurumu bir ilaç firmasına ceza yazdı geçenlerde. Gerekçe de söz konusu firma eczanelerin internet üzerinden satış yapmasını engelleyerek rekabeti ihlal ediyormuş.
Evet evet, yanlış okumadınız; söz konusu firma eczanelerin internet üzerinden satış yapmasını engelliyormuş.
Tamam da sayın yetkililerimiz; 6197 Sayılı Eczaneler Hakkındaki Kanun zaten eczanelerin bırak satış yapmasını, internet sitesi bile açmasını yasaklamıyor mu???
…
Tam da bu haber gündeme düşmeden önce Bakanlık tarafından hazırlandığı söylenen bir taslak geldi önümüze. Orada da;
“Reçete ile satılması zorunlu olan ilaçlar hariç olmak üzere ilaçların internet üzerinden satışı yalnızca serbest eczaneler tarafından, Sağlık Bakanlığınca düzenlenen usul ve esaslar doğrultusunda gerçekleştirilebilir. Eczanede satılabilecek diğer ürünler de serbest eczaneler tarafından internet üzerinden satılabilir. İnternet üzerinden yapılan aylık satışlar, eczanenin bir önceki aya ait satış toplamının yüzde ellisini geçemez.”
diye bir düzenleme yer alıyor. Eğer bu taslağın bakanlıkça hazırlandığı doğruysa tabi ki…
Bu taslağı hazırlarken kime sordular, kiminle kararlaştırdılar, reçetesiz satışı yapılan ilaç sayısı kaç adet ki internet satışına açılıyor bu ilaçlar? Yoksa Reçetesiz ilaç listesi mi genişliyor???
İnternet satışının normal satışın yüzde 50’sini geçip geçmediğini kim nasıl tespit edecek???
Aklımda bir sürü soru var ama soracak kimse yok, çünkü bu taslak kimin belli değil !!!
…
Birileri bizim tarlayı sürüyor, ekin ekip, hasat zamanı bizim orda olmamamız üzerine hesaplar yapıyor gibi.
“Ne var bunda canım; size iyilik olsun diye yapıyorlardır” demeyin.
Necati Cumalı’nın “Karşıki Tarla” hikayesindeki Dursun karakteri gibi saf ve iyiniyetli birinin kargalar tohumları yemesin, sular boşa akmasın diye yaptığı bir tarla sürmeye benzemiyor bu.
Tamam eczacıyız ama o kadar da saf değiliz…
Saf değiliz dedik de;
Oda aidatını ödemekten tutun da, kan ürünü reçetesini internet üzerinden teslim etmeye başlayan bir meslek grubunun herkes internette bir şekilde yer alırken biz burada kalacağız demesi, hiçbir hazırlığının olmaması kabul edilebilir bir şey midir?
Değişime ve dönüşüme kör ve sağır mı kalacağız???
Değişimi kabullenmeli, dönüşümü dengelemeli ve geçmiş ile gelecek arasındaki
geçişin köprüsünü sağlam olarak biz kurmalıyız.
Havan eczacılığı yaparak bir yandan majistral sanatını yaşatırken bir yandan teknolojinin imkanlarından faydalanarak hasta bakımı ve takibi konusunda kendimizi geliştireceğiz.
Değişimin çerçevesini biz koymaz, resmin içini biz boyamazsak; birileri gelip içine dilediği resmi yapar ve o resimde biz olmayız.
Ecz. Kadir Sedat Sofugil
basareczanesi@gmail.com