''TÜRK'' Adı: Gecikmiş Bir Tanımlamanın Resmîleşmesi

Majistral Eczacıları Derneği, dernek adında ''TÜRK'' ibaresinin kullanılması için resmi başvurusunu yapmıştır. Bu başvuru, şekli bir isim değişikliği talebi değildir. Bu başvuru; Türkiye’de yıllardır ihmal edilen bir üretim alanının, nihayet doğru konumlandırılması talebidir.

Açık konuşmak gerekir:

Majistral üretim, uzun süredir sağlık sisteminde hak ettiği stratejik değerin altında konumlandırılmıştır.

Oysa gerçek tablo farklıdır.

Görmezden Gelinen Stratejik Alan

Bugün sağlık sisteminde en çok konuşulan başlıklar;

  • yerli üretim,
  • tedarik güvenliği,
  • sürdürülebilir sağlık ekonomisi.

Ancak bu başlıkların tam merkezinde yer alan majistral üretim, sistematik olarak tali bir alan gibi değerlendirilmiştir.

Bu yaklaşım doğru değildir.

Majistral üretim;

  • ticari üretimin ulaşamadığı alanlarda çözüm üretir,
  • nadir hastalıklarda çoğu zaman tek seçenektir,
  • kişiye özel tedavinin doğrudan uygulama alanıdır.

Daha kritik olan ise şudur:

Afetlerde, krizlerde ve tedarik zinciri kırıldığında majistral üretim bir alternatif değil, zorunluluktur.

Nitekim yakın dönem saha deneyimleri; eczane laboratuvarlarının kriz anlarında aktif üretim ve dağıtım kapasitesi ile sağlık sistemine doğrudan katkı sunduğunu açık biçimde göstermiştir.

Bu gerçekliğe rağmen bu alanın hâlâ ikincil konumda tutulması, yapısal bir eksikliktir.

“TÜRK” İbaresi: Alanın Doğru Tanımıdır

Dernek adında “TÜRK” ibaresinin yer alması;

  • ulusal ölçekte faaliyet gösteren bir yapının doğru tanımlanmasıdır,
  • sağlık sistemine yapılan katkının resmî olarak kabul edilmesidir,
  • majistral üretimin stratejik konumunun teslim edilmesidir.

Bu noktada mesele sembolik değildir.

Bu bir çerçeve meselesidir.

Bir alanı nasıl adlandırırsanız, onu o şekilde konumlandırırsınız.

Eğer majistral üretim gerçekten yerli üretimin bir parçasıysa — ki öyledir —
eğer sağlık güvenliğinin bir bileşeniyse — ki sahada bunu kanıtlamıştır —
o halde bu alanın temsilinin de ulusal bir kimlikle yapılması gerekir.

Uluslararası Rekabette Kimlik Sorunu

Bugün sağlık alanında uluslararası rekabet yalnızca teknolojiyle değil, model üretme kapasitesiyle yürütülmektedir.

Türkiye’nin majistral üretimde:

  • bölgesel referans olma potansiyeli vardır,
  • Türk dünyası ile bilimsel entegrasyon kurma imkânı vardır,
  • eğitim ve standart ihraç etme kapasitesi vardır.

Ancak bu potansiyel, güçlü bir kurumsal kimlik olmadan görünür hale gelmez.

Derneğin uluslararası kongre organizasyonları ve iş birlikleri bu kapasitenin zaten oluştuğunu göstermektedir.

Eksik olan şey kapasite değil; bu kapasitenin doğru isimlendirilmesidir.

Mesleki Alanın Kendi Standardını Koyma Zamanı

Majistral eczacılık, bireysel çaba ile sürdürülebilecek bir alan olmaktan çıkmıştır.

Artık ihtiyaç olan:

  • standardize edilmiş laboratuvar altyapısı,
  • kurumsallaşmış eğitim modeli,
  • denetlenebilir kalite sistemi.

Bu yapı kurulmadan majistral üretimin sürdürülebilirliği tartışmalı hale gelir.

''TÜRK'' adı, tam da bu noktada devreye girer.

Bu isim:

  • bir üst kimlik oluşturur,
  • standart beklentisini yükseltir,
  • alanın kendi regülasyon kültürünü geliştirmesine zemin hazırlar.

Sonuç: Bu Bir İsim Değil, Düzeltmedir

Dernek tarafından yapılan başvuru;

  • bir ayrıcalık talebi değildir,
  • bir unvan arayışı değildir.

Bu başvuru, mevcut durumun düzeltilmesidir.

Majistral üretim Türkiye’de vardır, çalışmaktadır, üretmektedir ve kriz anlarında sistemin yükünü taşımaktadır.

Buna rağmen bu alanın hâlâ net bir ulusal kimlikle tanımlanmamış olması, asıl tartışılması gereken konudur.

Dolayısıyla ''TÜRK'' ibaresi bir tercih değil;
mevcut gerçekliğin resmî olarak kabul edilmesidir.

Ve bu kabul, gecikmiş bir adımdır.

Ülkemiz eczacılığı için hayırlı olması dileğiyle.

 

Uzm. Ecz. Ahmet Nezihi Pekcan
Majistral Eczacıları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı

 

 



Dosya

Özgür Köşe

Dünyada Eczacılık

Sektörel Bakış

Çepeçevre

Kültür Sanat