Diyarbakır Eczacı Odası Başkanı
Ecz. Ahmet Turgay YAŞAR

Meslek ile ilgili her konuda görüş öneri ve çözüm yolları yıllardır çeşitli platformlarda söyleniyor. Hemen hemen her konuda mesleğin “âkil” insanları fikirlerini dile getiriyor. Ama meslek hâla istediğimiz seviyelerde değil. Yıllardır söylüyoruz; Eczacılık mesleğinin bugün ve gelecekteki en büyük sorunu “İSTİHDAM”dır.

Türkiye’de 55 Binin üzerinde Eczacımız 31500 tane eczanemiz, 8500 işsiz meslektaşımız, 5000 yakın yardımcı ikinci eczacımız ve 4500’e yakın kamuda eczacılarımız bulunmaktadır.
Ama bir grup eczacımız var ki bunlar tıpkı yetim ilaçlar gibi “yetim Eczacılar” olarak görülüyor.
Bunlarla ilgili sorunlar hiç dile getirilmemişlerdir. Bu meslektaşlarımız özel hastane Eczacılarıdır. Bir şekilde eczane açamayan veya kamuya atanamayıp, hastane ortamında kurumsal yapılar içinde görevlerini ifa etmek isteyen, sayıları tahminen 1000’e yakın meslektaşlarımızdır. Özellikle ücretleri konusunda oldukça yalnızlaştırılmışlardır.

Özel hastane eczacılığı nedir? Kısaca ona bakmamız gerekiyor. 6197 sayılı yasaya göre bir ECZACI” sorumluluğunda hastanelerde ruhsatlandırılmış bir eczane bulunması zorunludur. 150 yatak sayısına göre bir eczacı 150’nin üzerinde ise 2 Eczacı çalışması zorunludur. Özel hastanelerde Sorumlu eczacısı bulunmayan hastane eczaneleri kapatılır. Tıpkı diğer kamu hastanelerdeki meslektaşlarımız gibi Stratejik personel hükmündendir. Bu kanuna göre hizmet sunan hastanelerdeki tüm tıbbi müdahalelerinde kullanılan ilaç, serum ve tıbbi sarf malzemesini tamamının eczacı sorumluluğunda doktorlar tarafından uygulanması gerekmektedir. Yani bir eczacı olmazsa acil servis ve kliniklerde yatan hasta bölümlerinde ne bir serum takabilirsiniz, nede herhangi bir ilacı kullandırtabilirsiniz.

Türk Eczacılar Birliği her yıl tavsiye niteliğinde bu meslektaşlarımızın alması gereken ücretlerini söylerler. İşte tamda işler özel hastanelerin insafına bırakılır. Bağlayıcı olmayan bu tavsiye kararı işsiz eczacı popülasyonunu fırsat bilerek istedikleri ücretlerde bu meslektaşlarımızı çalıştırırlar. Bir hastane için özellikle eczacılık hizmetleri kurumun Ekonomik kazançları için olmazsa olmaz bir yükümlülüktür. Bir hastaneyi kâra geçiren en önemli kazançları acil servis ve yatan hastalara uyguladıkları tedaviler ve işlemlerdir. Eczacılarımız tüm bu ilaç ve sarf malzemelerinin alımını, depolanıp saklanmasını ve miat takiplerini yaparak ve stok zararlarını önleyerek hastanelere milyonlarca lira kazanç sağlarlar. Ama gelin görün işler bu arkadaşlarımızın hak ettikleri maaşlarını almaya gelince önemsenmezler. Tıpkı tüm diğer alanlardaki Eczacılar gibi eczacı olmazsa da zaten bu işler yürür mantığı devreye girer. Bizim mesleğin temel sorunu Eczacı olmazsa sistemin yürüyeceği hemfikri ve algısının tüm insanlara ve kurumlara işlenmiş olmasıdır. Tüm Türkiye’deki eczacıların mesleğe sahip çıkarak eczacı olmadan eczacılık faaliyetlerinin yürümeyeceği gerçeğini ön plana çıkarmalar gerekiyor. Deprem ve pandemiden önce Eczacılığın yürütme şeklinin değiştirilmesi ve sistemden Eczacıyı by-pas etme gibi bir senaryoları vardı. Ama o iki felaket ortamından sonra Eczacı olmadan sisteminin yürümeyeceği gerçeği ile yüzleşince, şimdilik planlar askıya alındı. Ama şimdilik(!) Türk Eczacılar birliği başkanımızdan ricamdır. Dürüst ve çalışkan bir meslek büyüğümüzdür. Gerek tecrübesiyle gerekse mesleki bilgisi nedeniyle her konuya eğilmeye çalıştığının farkındayız. Kendi kız kardeşinin de bir “Özel Hastane Eczacısı” olduğunu bildiğim için, bu meslektaşlarımızın sorunlarına da el atacağı inancım var. Özellikle ekonomik hakkedişlerinin ve diğer sorunlarının çözümü için gerekli hassasiyetleri gösterecektir.

 



Dosya

Özgür Köşe

Dünyada Eczacılık

Sektörel Bakış

Çepeçevre

Kültür Sanat