Türkiye'de Majistral Reçetelerde Rezorsinol Kullanımına Güncel Yaklaşım
1. GİRİŞ
Majistral reçete, bireyselleştirilmiş tedavinin en eski ve en esnek araçlarından biridir. Bununla birlikte tarihsel bir formülün farmasötik olarak hazırlanabilir olması, güncel klinik açıdan hâlâ uygun olduğu anlamına gelmez. Reçete değerlendirmesinde etkinlik, güvenlilik, farmasötik uyumluluk, stabilite, hasta özellikleri ve güncel tedavi seçenekleri birlikte ele alınmalıdır.
Rezorsinol bu dönüşümün dikkat çekici örneklerinden biridir. Geçmişte dermatolojik reçete kitaplarında çok sayıda losyon, solüsyon, pomad, pasta, jel ve kollodyum formülünde yer almasına rağmen Alman DAC/NRF değerlendirme sisteminde klasik kullanımlarının önemli bir bölümü güncelliğini yitirmiş kabul edilmektedir. Buna karşılık hidradenitis suppurativa tedavisinde %15 rezorsinol krem, sınırlı fakat güncel klinik kanıtlarla yaşamaya devam etmektedir. Bu çelişki görünürde olsa da gerçekte endikasyon, dozaj şekli, konsantrasyon ve hasta seçiminin önemini göstermektedir.
Bu çalışmanın amacı; rezorsinolün farmasötik ve farmakolojik özelliklerini tanımlamak, tarihsel majistral formülleri Türkçeye aktarmak, Alman NRF'nin eleştirel yaklaşımını sistematik biçimde yorumlamak ve Türkiye'de uygulanabilecek güncel bir reçete değerlendirme çerçevesi önermektir.
Bu çalışma anlatısal ve eleştirel bir bilimsel derleme olarak hazırlanmıştır. Tarihsel formüller, M.ª José Llopis Clavijo ve Vicent Baixauli Comes tarafından hazırlanan La Formulación Magistral en la Oficina de Farmacia, Cilt I/II/III/IV (Valencia, 1981) adlı eserin ilgili sayfalarından çevrilmiş; Alman NRF reçete değerlendirme kitabındaki “Rezepturen mit Resorcin” bölümü akademik Türkçeye aktarılmıştır. Güncel değerlendirme; kimyasal veri tabanları, dermatoloji kılavuzları ve hidradenitis suppurativa literatürü ile karşılaştırılmıştır. Tarihsel formüller tedavi önerisi olarak değil, majistral eczacılığın gelişimini ve güncel risk değerlendirmesinin gerekliliğini göstermek amacıyla sunulmuştur.

Rezorsinolün oksidatif renklenme eğilimi farmasötik kalite açısından önemlidir. Pembe, kırmızı veya kahverengi renk değişimi; ışık, oksijen, alkali ortam, metal iyonları veya uzun depolama ile hızlanabilir. Bu nedenle ışık geçirgenliği düşük ambalaj, metal ile teması azaltan ekipman ve uygun saklama koşulları tercih edilmelidir.
Rezorsinol konsantrasyona bağlı olarak protein denatürasyonu ve stratum corneum bütünlüğünün bozulması üzerinden keratolitik ve eksfolyatif etki gösterir. Antipruritik ve zayıf antiseptik/antifungal etkiler de atfedilmiştir. Ancak bu etkilerin gücü, günümüzde kullanılan birçok hedefe yönelik ajanla karşılaştırıldığında sınırlıdır.

Rezorsinol, fenolik yapısı nedeniyle mikrobiyal hücre zarının geçirgenliğini bozabilir ve proteinlerde denatürasyon/çöktürme meydana getirebilir. Topikal dermatolojik kullanımda temel klinik etkisi konsantrasyona bağlı keratoliz ve eksfoliasyondur. Düşük konsantrasyonlarda keratoplastik veya hafif antiseptik etki tanımlanmış olmakla birlikte, Alman DAC/NRF değerlendirmesinde keratolitik ve antiseptik etkinin görece sınırlı olduğu ve aynı amaçlara yönelik daha güvenli alternatiflerin bulunduğu vurgulanmaktadır.
Rezorsinolün antitiroid etkisi, tiroid peroksidaz ve laktoperoksidaz enzimlerinin aracılık ettiği oksidatif iyotlama süreçlerinin inhibisyonuyla ilişkilendirilmiştir. Bu özellik terapötik amaçla kullanılmamakta; özellikle geniş yüzey, yüksek konsantrasyon veya uzun süreli maruziyette güvenlilik değerlendirmesinin bir parçası kabul edilmektedir.
Sağlam deriye sınırlı ve kısa süreli topikal uygulamada sistemik maruziyet genellikle düşüktür; ancak rezorsinol deriden emilebilen bir fenoldür. Emilim; konsantrasyon, uygulanan toplam miktar, yüzey alanı, uygulama sıklığı, oklüzyon, epidermal bariyerin bütünlüğü ve hastanın yaşıyla belirgin biçimde değişebilir. Saçlı deride emilimin daha düşük olduğuna ilişkin ikincil kaynak kayıtları bulunsa da, bu bilgi tüm taşıyıcılar ve klinik koşullar için genellenmemelidir.
Emilen rezorsinol başlıca konjugasyon yoluyla metabolize edilir; glukuronid ve sülfat konjugatları halinde renal eliminasyon beklenir. Majistral reçete değerlendirmesinde tek bir yarılanma ömrü değerinden çok, toplam dermal maruziyetin ve hasta özelindeki risk faktörlerinin dikkate alınması daha doğrudur.

Rezorsinol için gebelikte güvenliliği destekleyen yeterli klinik veri bulunmamaktadır. Eski kaynaklarda yer alan “gebelik kategorisi C” ifadesi güncel FDA etiketleme sistemiyle uyumlu değildir; FDA harf kategorilerini 2015’ten itibaren kaldırmıştır. Bu nedenle gebelik ve emzirmede kullanım, yalnızca açık klinik gereklilik varsa, küçük yüzeyde, en düşük etkili konsantrasyon ve en kısa süre ilkesiyle hekim değerlendirmesinde ele alınmalıdır. Meme başı ve bebeğin temas edebileceği alanlara uygulanmamalıdır.

Rezorsinol monoasetat (resorcinol monoacetate; C8H8O3; molekül ağırlığı 152,15 g/mol), rezorsinolün monoasetat esteridir ve rezorsinol ile eşanlamlı değildir. ABD FDA GSRS kaydında doğrulanmış bir farmasötik madde olarak yer almakta ve tarihsel OTC akne monografı kayıtlarıyla ilişkilendirilmektedir. Bununla birlikte bir maddeye ait FDA/GSRS kimlik kaydı, tek başına güncel klinik üstünlük veya her ülkede ruhsat/OTC statüsü anlamına gelmez. Majistral reçetede rezorsinol ile rezorsinol monoasetat birbirinin yerine molar veya kütlesel olarak doğrudan ikame edilmemelidir.
Küçük alan ve kısa süreli kullanımda rutin laboratuvar izlemi genellikle gerekli değildir. Bununla birlikte yüksek konsantrasyon, geniş alan, uzun süre, bozulmuş deri bariyeri veya toksisite bulguları söz konusuysa klinik duruma göre methemoglobin düzeyi, tam kan sayımı, böbrek fonksiyonları ve tiroid fonksiyon testleri değerlendirilebilir. İzlem gereksinimi preparatın “topikal” olmasından çok, gerçek maruziyet koşullarına göre belirlenmelidir.
Aşağıdaki formüller tarihsel kaynaklardan çevrilmiştir. Bazılarında günümüzde kullanılmaması gereken cıva(II) klorür, naftalan, katran türevleri, yüksek oranlı asit kombinasyonları veya farmasötik olarak güncelliğini yitirmiş bileşenler bulunmaktadır. Bu formüller doğrudan hazırlanma önerisi değildir.
Tablo 4. Tarihsel rezorsinol formüllerinin majistral reçete formatında sunumu ve güncel bilimsel değerlendirmesi



NRF metninin temel mesajı şöyledir: “Rezorsinol içeren preparatlar artık önerilmeyen preparatlar olarak sınıflandırılmaktadır. Rezorsinol uzun zamandır obsolete kabul edilmektedir.” Veri tabanında rezorsinolün hâlen reçete edildiğinin görülmesi, bazı hekimlerin geçmişte gözledikleri olumlu sonuçlara güvenmeye devam ettiğini; buna karşılık hastaya uygulamadaki sorunların yeterince bilinmeyebildiğini düşündürmektedir.
NRF'ye göre rezorsinolden beklenen temel etkiler keratolitik ve antiseptik etkilerdir. Ancak aynı amaçlara ulaşmak için daha iyi, daha çağdaş, daha düşük riskli ve klinik uygulamada yerleşmiş ikame reçeteler bulunmaktadır. Bu nedenle eczacının reçeteyi aynen hazırlamak yerine, uygun endikasyona göre terapötik alternatifleri hekimle paylaşması önerilmektedir.
Alman DAC/NRF Reçete Değerlendirme Kitabı'nda “Rezeptur 28” başlığıyla verilen aşağıdaki formül, plantar verruka (ayak tabanı siğili) için hazırlanmış ve günde bir kez uygulanmak üzere reçete edilmiştir. Formül, tarihsel majistral dermatolojide aynı preparat içinde çok sayıda keratolitik ve fenolik antiseptik bileşenin bir arada kullanılmasına örnek oluşturmaktadır.

Endikasyon: Plantar verruka (ayak tabanı siğili).
Kullanım: Lezyon üzerine günde bir kez lokal uygulama.
Kaynak notu: Formül, kullanıcı tarafından sağlanan Alman NRF Reçete Değerlendirme Kitabı, Reçete 28 örneğinden Türkçeye aktarılmıştır.
Bu reçetede salisilik asit ile birlikte fenol, timol, naftol ve rezorsinol gibi birden fazla fenolik veya keratolitik bileşenin aynı preparatta yer alması, etkilerin yanı sıra irritasyon ve toksisite potansiyelinin de additif hale gelmesine yol açmaktadır. Otuz gramlık preparatta her bir etkin madde yaklaşık %6,67 (a/a), beş etkin maddenin toplamı ise yaklaşık %33,3 (a/a) düzeyindedir. Bu nedenle formül; lokal kimyasal hasar, ağrı, irritan veya alerjik kontakt dermatit ve hatalı ya da geniş alanlı uygulamada sistemik maruziyet bakımından günümüz yaklaşımıyla uygun kabul edilmemektedir.
NRF, rezorsinol bakımından Alman İlaç Kanunu'nun 5. maddesi anlamında her reçetede otomatik ve mutlak bir hazırlama yasağı bulunduğu sonucunun doğrudan çıkarılamayacağını belirtmektedir. Bununla birlikte, NRF'nin rezorsinole ilişkin olumsuz yarar-risk değerlendirmesi nedeniyle bu etkin maddenin söz konusu reçetede kullanılmamasını önermektedir.
Bu örnek, bir formülün teknik olarak hazırlanabilir olmasının güncel klinik açıdan rasyonel ve güvenli olduğu anlamına gelmediğini göstermektedir. Plantar verruka tedavisinde daha standardize salisilik asit preparatları ile kriyoterapi ve diğer prosedürel seçeneklerin bulunması, çoklu fenolik kombinasyonun günümüzdeki gerekliliğini ortadan kaldırmaktadır.

NRF ayrıca eski rezorsinol reçetelerinin kurumun standart formül koleksiyonundan çıkarıldığını ve yeni dermatoloji literatüründe rezorsinolün, mevcut terapötik alternatifler ve olumsuz yarar-risk oranı nedeniyle genel olarak obsolete bir etkin madde şeklinde değerlendirildiğini belirtmektedir. Tarihsel soyucu pastalar, akne losyonları ve dış kulak yolu preparatları özellikle örneklenmektedir.
Rezorsinolün topikal güvenliliği yalnızca nominal konsantrasyona bağlı değildir. Toplam doz; uygulanan miktar, uygulama yüzeyi, sıklık, süre, oklüzyon, deri bütünlüğü ve hastanın yaşı ile belirlenir. İnflame, erode veya ülserli deri perkütan emilimi artırabilir.


Rezorsinolün yerine geçecek madde tek bir ajan değildir. Alternatif seçim endikasyona göre yapılmalıdır; “rezorsinol yerine salisilik asit” şeklindeki otomatik ikame her hasta için doğru değildir.

2024 Alman S2k ve 2025 Avrupa S2k hidradenitis suppurativa (HS) kılavuzları, %15 rezorsinol O/W kremi; lokalize, tünelsiz/fistülsüz, hafif-orta şiddette hastalıkta (özellikle Hurley evre I ve seçilmiş hafif evre II olgularda) topikal bir seçenek olarak değerlendirmektedir. Alevlenme döneminde günde iki kez, klinik düzelme sonrasında ise günde bir kez idame şeklinde kullanım şemaları bildirilmiştir. Bununla birlikte kanıt tabanı küçük kohortlar ve retrospektif çalışmalarla sınırlı olduğundan, bu yaklaşım güçlü ve evrensel bir birinci basamak standardı olarak yorumlanmamalıdır.
Bu kullanım, NRF'nin klasik rezorsinol reçetelerine yönelik 'obsolete' değerlendirmesiyle çelişmez. NRF eleştirisi esas olarak eski, çok bileşenli, gereksiz biçimde irritan veya daha güvenli seçeneklerle ikame edilebilen reçetelere yöneliktir. HS'de kullanılan %15 rezorsinol krem ise tanımlanmış bir konsantrasyon, tek etkin madde, uygun O/W taşıyıcı, sınırlı endikasyon ve kontrollü uygulama çerçevesinde ele alınmaktadır.
Tablo 7. Lassar Rezorsin Pastası (Lassar’s Resorcin Paste; Formula L011)

Hazırlama: Toplam hazırlanacak miktara göre bileşenler hesaplanır ve hassas olarak tartılır. Rezorsinol, çinko oksit ve nişasta homojen biçimde karıştırılır; sıvı parafin geometrik seyreltme yöntemiyle kademeli olarak eklenerek düzgün ve homojen bir pasta elde edilir.
Ambalajlama ve etiketleme: Sıkı kapanan, ışıktan koruyucu bir kapta sunulur. Etikette “Haricen kullanılır”, “Çocukların erişemeyeceği yerde saklayınız” ve “Yalnızca önerildiği şekilde kullanınız” uyarıları bulunmalıdır.
Bilimsel değerlendirme: Bu formül %10 rezorsinol içeren tarihsel bir Lassar tipi pastadır. Çinko oksit ve nişasta koruyucu-adsorban bir pasta matriksi, sıvı parafin ise lipofilik taşıyıcı oluşturur. Formülün bu bölümde sunulması, hidradenitis suppurativa için güncel kılavuz formülü olduğu anlamına gelmez. HS kılavuzlarında değerlendirilen preparat %15 rezorsinol içeren O/W kremdir; Lassar Rezorsin Pastası ise farklı konsantrasyon, farklı taşıyıcı ve farklı farmasötik özelliklere sahip tarihsel bir formüldür. Bariyeri bozulmuş, erode veya geniş yüzeylerde irritasyon, kontakt duyarlanma ve sistemik emilim riski nedeniyle rutin HS tedavisinde otomatik olarak ikame edilmemelidir.
Tablo 8. Hidradenitis suppurativa için %15 rezorsinol O/W krem — majistral reçete formatı

Rp. Resorcinoli 15,0 g; Cremoris O/W ad 100,0 g. M.f. cremor. D.S. Yalnızca hekim tarafından belirtilen HS lezyonlarına ince tabaka halinde haricen uygulanır.
Hazırlama notu: Rezorsinol, uygun yöntemle O/W krem bazına homojen biçimde yedirilmelidir. Yüksek etkin madde yükü nedeniyle kristallenme, renklenme, pH değişimi, faz ayrılması ve ambalaj uyumluluğu izlenmelidir. Spesifik stabilite verisi bulunmayan farklı bazlara uzun raf ömrü doğrudan aktarılmamalıdır.

Majistral eczacı açısından bu formül ancak dermatolog tarafından HS tanısı, lezyon tipi, uygulama alanı, kullanım sıklığı ve tedavi süresi açıkça belirtilerek reçete edildiğinde değerlendirilmelidir. Preparat geniş yüzeylere, açık yara veya yaygın erozyon alanlarına uygulanmamalı; oklüzyondan kaçınılmalıdır. Belirgin yanma, eritem, vezikülasyon, alerjik kontakt dermatit veya beklenmeyen sistemik belirtiler gelişirse uygulama durdurulmalı ve hasta hekime yönlendirilmelidir.
Gebelik ve emzirme, çocukluk çağı, belirgin tiroid hastalığı, böbrek hastalığı, rezorsinol alerjisi, yaygın veya tünelli hastalık ve geniş uygulama gereksinimi durumlarında reçete hekimle yeniden değerlendirilmelidir. Bu hasta gruplarında preparatın rutin ve otomatik biçimde hazırlanması uygun değildir.
Sonuç: Rezorsinolün “obsolete” kabul edilmesi, etkin maddenin her endikasyonda mutlak olarak terk edildiği anlamına gelmez. Obsolete olan esas olarak eski, çok bileşenli ve yarar-risk dengesi elverişsiz reçetelerdir. %15 rezorsinol O/W krem ise seçilmiş hidradenitis suppurativa olgularında, dermatolog gözetimi ve kontrollü kullanım koşulları altında endikasyona özgü sınırlı bir istisnadır.


Rezorsinol içeren bir preparat güncel klinik gerekçeyle hazırlanacaksa, ham madde farmakopeye uygun olmalı; kimlik ve analiz sertifikası kontrol edilmelidir. Oksidasyonu azaltmak için ışık geçirmeyen veya amber ambalaj kullanılmalı, metal spatül ve metal kaplarla uzun süreli temas sınırlandırılmalı, uygun antioksidan veya şelatör kullanımı ancak formülasyon verisi varsa düşünülmelidir.
Sulu ve hidroalkolik çözeltilerde çözünürlük genellikle sorun oluşturmaz; ancak yüksek konsantrasyonlu O/W kremlerde kristallenme, renk değişimi, pH değişimi ve emülsiyon stabilitesi izlenmelidir. Literatürde HS için %15 O/W krem formülasyonunun alüminyum tüpte oda sıcaklığında 12 aya kadar fizikokimyasal ve mikrobiyolojik stabilitesi bildirilmiş olsa da bu veri, farklı bazlara veya eczanede doğrulanmamış hazırlama proseslerine otomatik olarak aktarılamaz.
Beyond-use date belirlenirken kullanılan bazın resmi monografı, stabilite çalışması, mikrobiyolojik risk ve ambalaj dikkate alınmalıdır. Spesifik stabilite verisi yoksa uzun raf ömrü atanmamalıdır.
Rezorsinolün majistral eczacılık tarihindeki yaygınlığı, bir dönem aynı preparatta keratolitik, antiseptik, antipruritik ve eksfolyatif etkilerin bir arada aranmasıyla açıklanabilir. Tarihsel kitaplarda rezorsinolün salisilik asit, laktik asit, kükürt, katran, kortikosteroid, lokal anestezik ve çok sayıda antiseptikle birlikte kullanılması bu yaklaşımın göstergesidir. Günümüzde ise tedaviler daha hedefe yönelik, kanıt düzeyi daha yüksek ve güvenlilik profili daha tanımlı hale gelmiştir.
NRF'nin “obsolet” nitelemesi, etkin maddenin kimyasal olarak kullanılamaz veya hukuken mutlak yasak olduğu anlamına gelmez; klinik yarar-risk dengesinin klasik endikasyonlarda artık elverişsiz bulunduğunu ifade eder. Bu ayrım önemlidir. Eczacı, reçeteyi reddetme veya aynen hazırlama arasında ikili bir seçim yapmak yerine, endikasyona dayalı değerlendirme, hekimle iletişim ve gerekirse daha uygun formül önerme sorumluluğunu üstlenmelidir.
HS örneği aynı etkin maddenin farklı bağlamlarda farklı değer taşıyabileceğini göstermektedir. Klasik akne spiritüsü veya verruka için çoklu fenolik solüsyon obsolete iken, %15 rezorsinol O/W krem belirli HS fenotipinde güncel kılavuzlarda yer bulabilmektedir. Dolayısıyla bilimsel yaklaşım, “rezorsinol tamamen kullanılmamalıdır” veya “eski formüller hâlâ geçerlidir” şeklindeki iki uç görüşten kaçınmalıdır.
Rezorsinol, tarihsel majistral dermatolojinin önemli fakat günümüzde kullanım alanı daralmış bir etkin maddesidir. Alman DAC/NRF, klasik rezorsinol içeren reçeteleri daha iyi ve daha düşük riskli alternatiflerin bulunması, sistemik toksisite, kontakt alerji ve hasta kullanımındaki riskler nedeniyle genel olarak artık önerilmez ve obsolete kabul etmektedir.
Türkiye'de majistral reçetelerde rezorsinol kullanımı toptan bir yasak veya sorgusuz bir gelenek şeklinde ele alınmamalıdır. Reçetenin hazırlanmasından önce endikasyon, konsantrasyon, toplam maruziyet, uygulama alanı, deri bütünlüğü, hasta yaşı, tiroid ve böbrek öyküsü, tedavi süresi, eşlik eden bileşenler ve modern alternatifler değerlendirilmelidir.
Klasik akne, sebore, ekzema, verruka ve hiperkeratoz formüllerinin büyük bölümü güncel tedavi alternatifleriyle karşılaştırıldığında rasyonel değildir. Buna karşılık %15 rezorsinol O/W krem, lokalize ve fistülsüz hafif-orta hidradenitis suppurativa olgularında, dermatolog gözetiminde ve kontrollü kullanım koşullarıyla sınırlı bir istisna oluşturabilir.
Majistral eczacının temel rolü yalnızca formülü hazırlamak değil, reçetenin bilimsel güncelliğini ve hasta güvenliğini değerlendirmektir. Bu yaklaşım, Türkiye'de majistral reçete kalitesinin standardizasyonuna ve tarihsel formüllerin kanıta dayalı biçimde güncellenmesine katkı sağlayacaktır.
Bu metin bilimsel derleme ve majistral reçete değerlendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tarihsel formüllerin sunulması, bunların güncel tedavide hazırlanmasını veya kullanılmasını önermez. Klinik uygulamada reçete sahibi hekimle iletişim, hasta özelliklerinin değerlendirilmesi, yürürlükteki mevzuat, güncel kılavuzlar ve ürün bazlı stabilite verileri esas alınmalıdır.
Uzm. Ecz. Ahmet Nezihi Pekcan
Ecz. Erdinç Ülker
Ecz. Elif Sezgi Pekcan Karakaya
Majistral Eczacılığı ve Reçete Değerlendirme Çalışması - 2026