İlaçtaki Ekonomik Kriz Nasıl Aşılacak?..

Memleketin bir türlü bitmeyen günlük heyulası içinde söylediklerimiz duyulmuyor ki…

Sesimiz, ya duyulmuyor ya da yankı odalarımızda kayboluyor.

İlaç sektörü ve eczaneler açısından çok ciddi ekonomik sorun var ve hızla sürdürülemez noktaya doğru sürükleniyoruz.

Bir an önce gereken yapılmalı.

Şöyle bir bakalım…

2026 yılında, ilaca 13 Mart 2026 tarihinde % 6.08; 1 Nisan 2026 tarihinde, % 8.33 artışla toplamda % 14.92 zam geldi.

2026 yılında, TÜİK’in bildirdiği enflasyon rakamları şöyle:

Ocak- % 4.84

Şubat-% 2.96

Mart-% 1.94

Nisan-% 4.18

Mayıs-% 1.71

Haziran-% 0.99

Temmuz-% 1.78

TÜİK verilerine göre, 7 ayda toplamda % 18.4 enflasyon gerçekleşmiş.

Yani?

Yani fiyat artışı uçmuş gitmiş, üzerine eksiye geçilmiş, yılın bitmesine daha 5 ay var.

“Halka ucuz ve ulaşılabilir ilaç” temel değerlerimizden biri…

Her daim savunduk savunmayı da sürdüreceğiz.

Ancak, bir olgunun sürdürülebilir koşulları olmalı, öyle değil mi?

Ekonomik şartlar sürdürülebilirliğin temel taşı.

Ekonomik şartlar yüzünden mevcut sistemin çok zorlanması bir yana yenilikçi ilaçlar da bizden “kaçıyorlar”.

Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD) Genel Sekreteri Dr. Ümit Dereli, yakın zamanda Nefes Gazetesi’nden Şehriban Kıraç’a şöyle konuştu:

“İlaç fiyatlandırma politikaları yenilikçi ilaçların Türkiye'ye girişini zorlaştırıyor. Erişim oranı halen Avrupa'nın oldukça gerisinde. Türkiye, yenilikçi ilaçlara erişim oranında, 37 ülke arasından üçüncü sırada bulunuyor. Türkiye'de yenilikçi ilaçlara erişim oranı 2024 yılında yüzde 3'e kadar gerileyerek 37 ülke arasında son sıraya düştü. 2025'te bazı kanser ilaçlarının geri ödeme kapsamına alınmasıyla bu oran yüzde 5'e yükseldi ve Türkiye sondan üçüncü sıraya çıktı.”

Yeni bir ilaç fiyatlandırma modeline ilişkin geç bile kalındı.

Bir an önce harekete geçmek gerekiyor.

Konuya ilişkin son kulis haberi şöyle:

Kamu otoritesi, 2026 yılında ilaca yeni bir fiyat artışı düşünmüyor ve tasarlamıyor.

Yeni fiyatlar Şubat 2027’ de.

Bakalım görelim neler olacak…

Neden Her Daim Kalbimizin Bir Yeri Kırık Yaşamak Zorundayız?

Üzülüyoruz, hem de çok…

Elimizden bir şey gelmeden öylece bakıyoruz.

Gerçeği konuşalım…

Sokaktaki canlara, mahallelerin sevgililerine, köpeklere sistematik zulüm yapılıyor, öldürülüyorlar.

Basına, sosyal medyaya yansıyan zulüm görüntüleri her birimizin kalbinden bir şeyler kopartıyor.

Sokaktaki kimi canların sorun yarattığı bir gerçek.

Ama çözümü bu mu?

Çözüm zulüm ve katliam mı?

Geçenlerde konuşurken bir tanıdık dedi ki:

“İnsanlar bunca acı çekerken derdin köpekler mi?”

Hayatı bir bütün olarak görmek, yüklenmek, sevmek, sahip çıkmak gerekmez mi?

Anlamlı olan, insana yaraşan bu değil mi?

İnsanlar, kediler, köpekler, kuşlar, ağaçlar, denizler, göller…

Hayat dediğin şey, hepsi birden değil mi?

Biz, güzel ülkemizde neden her daim kalbimizin bir yeri kırık olarak yaşıyoruz?

Neden?

Her sokağa çıkışımda gözlerim mahallenin köpeklerini arıyor…

Yoklar.

“Hadi bakalım, marketten bir aç- bitir al da yiyelim” dercesine patileriyle bacağıma dokunuşlarını özledim.

Üzgünüm.

İLETİŞİM

h.gencosmanoglu@eczacininsesi.com

gencosmanogluhakan@gmail.com

https://www.facebook.com/HakanGencosmanoglu

https://www.instagram.com/hakangencosmanoglu



Dosya

Özgür Köşe

Dünyada Eczacılık

Sektörel Bakış

Çepeçevre

Kültür Sanat