D Vitamini

D vitamini, vücudumuzda doğal olarak sentezlenebilen bir vitamindir. Besinlerle minimal düzeyde tüketilebiliyor olsa da en önemli kaynağı derimize temas eden güneş ışınlarıdır. Özellikle UVB ışınlarına olan maruziyet cildimizde D vitamini sentezi kaskatının tetikleyicisidir. Güneşe maruz kalmama, dünya genelinde salgın halindeki düşük D vitamini durumunun birincil nedeni olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte, görünüşte yeterli UV maruziyeti olan bireylerde de düşük D vitamini seviyelerinin görülebildiğini biliyoruz.

D vitamini sentezinin optimal şekilde gerçekleşmesi için bulutsuz bir havada, öğle saatlerinde, güneş kremi gibi koruyucu ürünler uygulanmamış çıplak tene güneşin dik açı ile ulaşması gerekmektedir. Ülkemizde gerek güneş açılarının yalnızca yaz ayları kısa öğle saatlerinde güneş maruziyeti olması gerekse de güneşin zararlı etkilerinden kaçınmak için uygulanan kozmetik ürünler nedeniyle deriden D vitamini sentezi sekteye uğramakta ve eksiklikler görülmektedir. Türkiye’de D vitamini yetersizliği %88 oranlarında görülmektedir.

İlerleyen yaş gruplarında D vitamini sentezi %70’lere kadar azalabilmekte, fazla kilolu veya obez bireylerde de D vitamini rezervleri yetersiz kalmaktadır.

Özellikle yetersizlik konusunda risk gruplarına ayrı olarak dikkat edilmeli ve gerekli kan seviyesi ölçümleri gerçekleştirilmelidir. Risk grubuna bebekler, çocuklar, gebelik ve emzirme döneminde olan kadınlar ve 65 yaş üzeri olan bireyler dahil edilmelidir.

Dünya Sağlık Örgütü ve Amerikan Pediatri Akademisi bebeklerde yaşamın ilk gününde başlanması kaidesiyle her gün 400IU D vitamini profilaksi uygulamasın dışarıdan takviye edilmesini önermektedir.

Sağlık problemleri veya farklı gereklilikler nedeniyle önerilen zaman aralıklarında güneş maruziyeti bulunmayan kişilerin D vitamini seviyelerinin sağlık profesyonelleri tarafından takip edilmesi ve eksiklik veya eksiklik riski görülmesi durumunda gerekli tedavi müdahalelerinin gerçekleştirilmesi önerilir.

Ülkemizde çocuklar ve ergenler üzerinde yapılan araştırmalarda %60’ından fazlasında D vitamini eksikliği olduğu görülmektedir.

D vitamini, yağda çözünen vitaminler grubunda anılmaktadır. Bu nedenle D vitamini ürünleri içerisinde taşıyıcı yağlar yer alıyor olmalıdır. Fakat burada en çok dikkat edilmesi gereken konulardan bir tanesi taşıyıcı yağın kalitesi ve içeriğidir. Yapılan araştırmalar zeytinyağının D vitamini emilimini arttırdığını ve oleik asit içeriği ile birlikte de ciddi bir antioksidan kaynağı olduğunu ortaya koymaktadır..

BHA, yapay tatlandırıcı, kimyasal koruyucular içermeyen ürünler tercih edilmelidir.

D vitamini yoğun olarak balık, yumurta, kırmızı et gibi hayvansal kaynaklarda bulunmaktadır. Bununla birlikte mantarlar gibi besinlerin içerisinde yer alan D vitamini formu D2 olarak karşımıza çıkmakta ve biyoyararlanımı besin takviyeleri içerisinde yer alan ve vücudumuzun deriden sentezlediği D3 formuna göre oldukça düşük görülmektedir.

Türkiye Beslenme Rehberi 2022 verilerine göre ülkemizde besinlerle D vitamini alımı %96 oranında eksik kalmaktadır. Bu nedenle gıdalardan D vitamini alımının oldukça düşük olduğunu söyleyebiliriz.

Kış aylarında düzenli D vitamini takviyesi kullanımı, yalnızca serum 25(OH)D düzeylerinin korunmasına değil, aynı zamanda kemik mineral yoğunluğunun desteklenmesine de katkı sağlamaktadır. Özellikle güneşlenme imkânının olmadığı dönemlerde sürdürülen uygun doz D vitamini desteğinin, mevsimsel D vitamini düşüşünü dengeleyerek kemik kaybının hızlanmasını sınırladığı ve kas-iskelet sistemi sağlığının devamlılığında rol oynadığı bildirilmektedir. Bu nedenle kış ayları, D vitamini takviyesinin sürekliliği açısından kritik bir dönem olarak değerlendirilmektedir.

 



Dosya

Özgür Köşe

Dünyada Eczacılık

Sektörel Bakış

Çepeçevre

Kültür Sanat