Yaşama Anlam Katan Şey Nedir?
"Sizin yaşamınıza anlam katan şey nedir?"
Bu soruya verilecek cevap, muhtemelen herkes için farklı olacaktır.
Kimimiz için ailemiz…
Kimimiz için çocuklarımız…
Kimimiz için mesleğimiz…
Kimimiz için ise sevdiklerimizle paylaştığımız küçük ama kıymetli anlar…
Peki, bütün bunların değerini sessizce azaltan şey nedir?
2007 yılından bu yana çocuk hekimi olarak binlerce çocuk ve aileyle aynı yolculuğu paylaştım. Hastalıkları tedavi etmeye çalışırken, sağlığın yalnızca laboratuvar sonuçlarından ya da fizik muayene bulgularından ibaret olmadığını da gördüm. İnsan bazen hastalığından değil, fark etmeden içinde biriktirdiği yüklerden yoruluyor.
Bu yüklerin en görünmezlerinden biri ise kronik strestir.

İnsanlık tarihinin en ilkel dönemlerine döndüğümüzde, bugün sahip olduğumuz birçok alışkanlığın ve yaşam biçiminin o günlerde olmadığını söyleyebiliriz. Ancak değişmeyen bir mekanizma vardır:
Hayatta kalma içgüdüsü.
Bilim dünyasında "savaş ya da kaç" olarak tanımlanan bu biyolojik yanıt, yaşamı korumak için geliştirdiğimiz en önemli savunma mekanizmalarından biridir.
Gerçek bir tehdit karşısında sempatik sinir sistemi devreye girer; adrenalin ve kortizol gibi hormonlar salgılanır. Kalp daha hızlı atar, enerji üretimi artar ve bedenimiz tehlikeyle başa çıkmaya hazırlanır.
Bu mekanizma kusursuzdur.
Çünkü amacı hayatı korumaktır.
Ancak modern yaşamda tehditlerin şekli değişmiştir.
Artık karşımızda vahşi doğa yok.
Buna rağmen yoğun iş temposu, ekonomik belirsizlikler, dijital dünyanın hiç susmayan uyarıları ve sürekli yetişme duygusu, bedenimiz tarafından çoğu zaman gerçek bir tehdit gibi algılanmaktadır.
İşte bu noktada kısa süreli olması gereken stres yanıtı uzamakta ve kronik stres ortaya çıkmaktadır.
Kronik stres yalnızca ruh hâlimizi etkilemez.
Uzun süre devam ettiğinde hormonal dengemiz, enerji metabolizmamız, uyku düzenimiz ve bağışıklık sistemimiz bu süreçten etkilenebilir. Kadınlarda ve erkeklerde üreme hormonlarının dengesi değişebilir; metabolik süreçlerde farklılıklar görülebilir.
Çocuk hekimliğinde ise bunun başka bir yönü daha vardır.
Sağlıklı büyüme yalnızca doğru beslenmeyle açıklanamaz.
Çocukların güven duygusu, uyku kalitesi, aile içindeki huzur ve maruz kaldıkları stres de gelişimlerinin önemli parçalarıdır.
Son yıllarda "healthy aging" ve "longevity" kavramlarını daha sık konuşuyoruz.
Daha uzun yaşamak kadar, o yılları sağlıklı ve kaliteli yaşayabilmek de önem kazanıyor.
Bu nedenle stres yönetimi yalnızca psikolojik bir konu değil; sağlıklı yaş alma yaklaşımının da temel bileşenlerinden biridir.
Bugün Hekim İlaç Yönetim Kurulu Başkanı olarak aynı konuya farklı bir pencereden bakıyorum.
İstanbul Üniversitesi Teknokent'teki Ar-Ge merkezimizde yürüttüğümüz bilimsel çalışmaların çıkış noktası da aslında aynı sorudur:
İnsanların yaşam kalitesine bilimle nasıl daha fazla katkı sağlayabiliriz?
Çünkü inanıyorum ki geleceğin sağlık anlayışı yalnızca hastalıkları tedavi etmekten değil, güvenilir bilim üretmekten, araştırmaktan ve yaşam boyu sağlığı destekleyen yenilikçi yaklaşımlar geliştirmekten geçecektir.
Bana göre yaşama anlam katan şey, stresten tamamen uzak bir hayat sürmek değildir.
Böyle bir hayat zaten mümkün değildir.
Asıl önemli olan, stresin sevdiklerimizle yaşayacağımız güzel anların önüne geçmesine izin vermemektir.
Çünkü bazen stres, hayatımızdan yılları çalmaz.
Önce yılların içindeki huzuru çalar.
Kalın sağlıcakla…
Dr. Murat Doğan
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı
Hekim İlaç Yönetim Kurulu Başkanı