"Tamamlayıcı Tıbba Kanıta Dayalı Bakış"
11. Tamamlayıcı Tıp Ligi bu yıl, 9–11 Ekim 2026 tarihlerinde Vouge Supreme Bodrum’da düzenleniyor. "Pozitif Ageing ve Osteovitalite" temalı kongreyi, programın eczacılar açısından ne ifade ettiğini ve tamamlayıcı tıp alanında bilimsel çıtanın nasıl yükseldiğini Prof. Dr. Demirhan Dıraçoğlu ile konuştuk.
Eczacının Sesi: Sizi tanımayan okurlarımız için şurdan başlayalım: Prof. Dr. Demirhan Dıraçoğlu kimdir?
Prof. Dr. Dıraçoğlu: İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı'nın öğretim üyesiyim. Klinik ilgi alanlarım ağırlıklı olarak girişimsel ağrı tedavileri, manuel tıp yöntemleri, çene eklemi sorunları ve tamamlayıcı tıp yöntemleri. Bu konularla ilgili uluslararası pek çok multidisipliner platformlarda yer almaktan ve pek çok bilimsel araştırmada yer almaktan çok mutluyum. Mesleki hayatımın belki de en belirleyici tarafı hem hasta bakan, hem araştırma yapan, hem de eğitim veren bir öğretim üyesi olmaya çalışmamdır diyebilirim. Ama kendimi tarif etmem gerekirse: "önce öğretmenim" derim. Bunların dışında uzun zamandır İstanbul Tıp Fakültesi’nde çeşitli idari görevleri de yürütüyorum.
Eczacının Sesi: Klasik tıptan gelen bir hekimin tamamlayıcı tıpla yolu nasıl kesişiyor?
Prof. Dr. Dıraçoğlu: Aslında hiç kesişmiyor, iç-içe geçiyor. Kas-iskelet sistemi hastalıkları kronik hastalıklardır, hastanızı yıllarca takip edersiniz. Bu hastalarla uzun süre çalıştığınızda şunu görüyorsunuz: Hastalar zaten tamamlayıcı yöntemleri kullanıyor. Size sormadan kullanıyor, internetten ya da başka kaynaklardan öğrenerek kullanıyor. Dünya’da yapılan araştırmalar tamamlayıcı tıbbın en fazla kas-iskelet sistemi sorunlarında kullanıldığını gösteriyor. Buradaki soru "kullanılsın mı" değil, "bilimsel süzgeçten geçerek mi kullanılsın, yoksa kulaktan dolma bilgilerle mi kullanılsın" sorusu. Ben ikincisinden rahatsız olduğum için bu alana girdim. Tamamlayıcı tıp benim için bir alternatif değil, kanıtlar ışığında incelenmesi gereken bir tıp alanı. Zaten tıbbın alternatifi olamaz. Tamamlayıcı tıp yolculuğunda kongremizin de başkanı olan Prof. Dr. Cihan Aksoy’un yol göstermesi ve desteği benim için çok önemli ve değerli. Kendisine de bu vesile ile teşekkür etmek isterim.
Eczacının Sesi: Bu yılki kongrenin tema konuları arasında pozitif ageing ve osteovitalite’nin yer aldığını görüyoruz. Bu temaları neden seçtiniz?
Prof. Dr. Dıraçoğlu: “Pozitif ageing” terimini dünya literatürüne kazandıran uluslararası ekibin içinde yer almaktan büyük mutluluk duyuyorum. Bu yüzden bu terimin ve bu terimin arkasındaki anlamı ülkemizde konuşmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Dünya Sağlık Örgütüne göre “sağlık” sadece “hastalıksız olmak” demek değil. O yüzden yine son yıllarda üzerinde çok durulan “longevity” kavramının çerçevesinin genişletilmesinin zamanının geldiğini düşüyorum. Osteovitalite de pozitif ageing içerisinde çok önemli bir kavram. Bu nedenle diğer konuların yanında bu iki önemli konuyu öncelikle konuşacağız.
Eczacının Sesi: Bu noktada asıl sorumuza gelelim. Bir eczacı neden bu kongreye gelsin?
Prof. Dr. Dıraçoğlu: Çok net bir cevabım var: Çünkü tamamlayıcı tıbbın en önemli komponentlerinden olan destek ürünlerinin büyük kısmı reçetesiz ve eczane rafında. Hekimler magnezyumu, PQQ’yu, PEA’yı, NAD+ öncülünü, D vitaminini, hyalüronik asiti veya kollajen peptidi hastasıyla çoğu zaman hiç konuşmuyor. Ama hasta o ürünün önünde durup eczacıya soruyor: "Bu işe yarar mı?" diye. Türkiye'de bu sorunun muhatabı fiilen eczacılar. Eczacı bu soruya cevap verecekse, arkasındaki literatürü bilmesi gerekli. Kongremizin eczacılar için önemi tam olarak burada: Rafındaki ürünün mekanizmasını, kanıt düzeyini, doz aralığını ve en önemlisi ilaç etkileşimini bilen bir eczacı, hem hastasını korur hem de mesleki otoritesini yükseltir.
Eczacının Sesi: Somutlaştırabilir miyiz? Programda eczacıların doğrudan ilgisini çekecek başlıklar neler?
Prof. Dr. Dıraçoğlu: Üç başlıkta toplayabilirim.
Birincisi, nutrasötik ve takviyeler. D vitamini, magnezyum, kollajen türevleri, PEA, PQQ, triptofan, mitokondriyal destek ajanları, omega-3, glikozamin-kondroitin, kurkumin, senolitikler… Bunların hangisinde kanıt gerçekten var, hangisinde yok? Hangi hastada, hangi doz?
İkincisi, etkileşim ve güvenlilik. Bu benim özellikle önemsediğim başlık. Antikoagülan kullanan bir hastanın yüksek doz omega-3 alması, tiroid ilacı kullanan birinin takviyeyi yanlış saatte alması, bitkisel ürünlerin sitokrom P450 üzerinden yaptığı etkileşimler… Bunlar teorik riskler değil, kliniğe gelen gerçek vakalar. Eczacı bu zincirdeki son güvenlik bariyeridir.
Üçüncüsü, kas-iskelet sağlığı ve hareket. Osteoartrit, osteoporoz, sarkopeni, fibromiyalji, kronik ağrı, yorgunluk, omurga ağrıları. Eczaneye en sık gelen şikâyet grubu bu. Bu alandaki kanıtlar hangi tamamlayıcı tıp ürününü destekliyor. Bunları tartışacağız.
Eczacının Sesi: GLP-1 analogları eczanelerin gündeminde çok yer tutuyor. Bu konuya değinilecek mi?
Prof. Dr. Dıraçoğlu: Evet değinilecek. GLP-1 analogları sadece kilo verdirme ilaçları değil. Aynı zamanda eklem sağlığını, kalp-damar sağlığını, inme riskini, diyabeti, karaciğer sağlığını, inflamasyonu etkileme potansiyeli olan ilaçlar. Bu ilaçların çok farklı hastalıklarda kullanımı önümüzdeki yılların en önemli tartışma konularından biri olacak. Eczanede bu ilacı teslim ederken hastaya söylenecek bir cümle bile uzun vadede önemli bir fark yaratacaktır. Eczacı meslektaşlarımız gereğinde hastayı hekime yönlendirme görevini de en iyi şekilde yapacaklardır.
Eczacının Sesi: "Tamamlayıcı tıp" başlığı bazı meslektaşlarımızda bilimsellik konusunda tereddüt yaratabiliyor. Ne dersiniz?
Prof. Dr. Dıraçoğlu: Bu çok doğal ve aslında sağlıklı bir şüphecilik. Tamamlayıcı Tıp Ligi’ni düzenlememizin temel amaçlarından biri de bu. Bilimin kırmızı çizgisi kanıttır. Kanıtın olmadığı bir yerde yapılacak yorumların bilimsel olması mümkün değildir. Bir yöntem hakkında kanıt yoksa “kanıt yok” demek, etkisinin olmadığını gösteren kanıtlar varsa “etkisizdir” demek zorundasınız. Biz Tamamlayıcı Tıp Ligi’nde tam olarak bunu yapıyoruz. Bu yüzdendir ki 11 yıldır bu alanın en güvenilen ve en çok tercih edilen organizasyonunu gerçekleştirebiliyoruz.
Eczacının Sesi: Eğitime verdiğiniz önemden bahsettiniz. Kongreyi bir eğitim ortamı olarak nasıl kurguladınız?
Prof. Dr. Dıraçoğlu: Klasik kongrelerde gibi "konuşmacı konuşur, dinleyici dinler" formatı hiç bize göre değil. Tamamlayıcı Tıp Ligi’nde programı interaktif olarak kurguladık: Bilgi yarışmaları, uygulamalı workshoplar, karşıt görüş oturumları, yoga gibi fiziksel katılımlı oturumlar, dijital uygulama üzerinden katılımcıların görüşlerinin sunumlara dahil edilmesi gibi pek çok inovatif yaklaşımı organizasyonumuza dahil ettik. Ayrıca genç meslektaşlarımıza ve araştırmacılara alan açmaya özellikle önem veriyoruz. Sözlü sunumlar ve sunum yarışmalarımız var.
Eczacının Sesi: Kongreyi Bodrum'da ve Ekim ayında yapmayı seçmişsiniz. Bu tercihin bir hikâyesi var mı?
Prof. Dr. Dıraçoğlu: Açıkcası Ekim başı Bodrum'un en güzel dönemidir: Yaz kalabalığı dağılmıştır ve hava mükemmeldir. Üç gün boyunca hem çok şey öğreneceğiniz hem de gerçekten iyi vakit geçireceğiniz bir program için en iyi zaman. Ama toplantı içerikleri öyle yoğun ve ilgi çekici oluyor ki genellikle salonun dışına çıkmayı kimse pek düşünmüyor.
Eczacının Sesi: Eczacılar için özel bir düzenleme var mı?
Prof. Dr. Dıraçoğlu: Eczacı meslektaşlarımızı bu kongrenin misafiri değil, bir bileşeni olarak görüyoruz. Programda eczacılık pratiğine doğrudan hitap eden eczacı konuşmacılarımız ve oturumlarımız var. Bilimsel program yayınlandı. Detaylar ve güncel programı www.tamamlayicitipligi.com adresinden takip edebilirler.
Eczacının Sesi: Son olarak, Eczacının Sesi okurlarına ne söylemek istersiniz?
Prof. Dr. Dıraçoğlu: Şunu söylemek istiyorum: Türkiye'de sağlık sisteminin en erişilebilir, en sık danışılan üyeleri eczacılardır. Bir hasta hekimine yılda birkaç kez giderse, eczacısına ayda birkaç kez uğrar. Tamamlayıcı tıp, takviye kullanımı, rasyonel ilaç kullanımı gibi başlıklarda toplumu bilinçlendirebilecek olan en önemli meslek gruplarından biri sizlersiniz. Bu nedenle bu önemli görevi yerine getiren tüm eczacı meslektaşlarıma yürekten sevgi ve saygılarımı sunmak istiyorum. İyi ki varsınız