ECZACININ SESİ/ ÖZEL HABER

Haber: Ecz. Kadir Sedat Sofugil

ECZACILIK SEKTÖRÜNDE METASTAZ YAPAN HASTALIK: KÂRSIZLIK !

Ülkemizdeki ilaç ve eczacılık sektörü her yıl açıklanan rakamlara bakıldığında kutu bazında ve ciro bazında büyümesine rağmen iktisadiliğini, verimliliğini ve karlılığını giderek kaybediyor.

Örneğin; 2025 Yılı rakamlarına bakacak olursak, sektör ciro bazında %34, kutu bazında %3,5 büyümüş durumda.

Eczanelerimizde yılda 500 milyonun üzerinde SGK reçetesi karşılıyor, yani yaklaşık her iki ayda bir 86 milyon insanımızın tamamına ilaç ve eczacılık hizmeti veriyor, yine yılda yaklaşık 3 milyar kutu ilacı hastalarımıza güvenli ve doğru bir şekilde ulaştırıyoruz.

SEKTÖR BÜYÜK AMA…

Rakamların büyüklüğü ilaç ve eczacılık sektöründe devasa bir kazanç olduğu hissini veriyor ama gerçekler öyle mi?

Her sene sektördeki rakamlarda görülen büyümeye rağmen resmi verilere dikkatlice baktığımızda ülkemizdeki eczanelerin yaklaşık %48’inin, bir başka deyişle her iki eczaneden birinin 2025 yılında aylık ortalama 925 bin liranın altında ciro yapmış durumda olduğu anlaşılıyor. Bu da eczanelerin KKİ dışında kalan ortalama kar oranı üzerinden hesaplandığında bu eczanelerin aylık ortalama maksimum 200 bin lira brüt kar elde ettiğini gösteriyor.

Oysa 2025 yılında eczanelerin %35’i aylık 200 bin lira kar elde edecek bir ciro yapamamış durumda, bu dilime giren eczanelerin içindeki %25’lik kesimin ise aylık brüt karının 140 bin liranın altında olduğu görülüyor.

Yani 2025 yılında yaklaşık her dört eczaneden birinin aylık brüt kazancı 140 bin liranın altında.

Eczane işletmeciliğinde brüt kar; kira, personel maaşları, SSK ve Bağ-kur primleri, elektrik, telefon vb. diğer tüm masrafların, verginin ödeneceği ve eczacının hayatını devam ettireceği parayı alacağı kazanç kısmıdır.

Bir ay boyunca yapılan satışlardan alımların karşılığı ödemeler yapıldıktan sonra eczaneye kalan paranın yeterli olup olmadığını anlamak için ise eczanelerin en azından masraflarını kurtaracağı başa baş noktasını bulmak gerekiyor.

2025 yılı için tek personeli olan şehir merkezlerinde yer alan eczanelerin bu masraflarını karşılayabilecekleri başa baş noktası minimum 150 bin lira olarak gerçekleşti. Ekonomik tablolara baktığımızda 2025 yılında her dört eczaneden birinin sahibi eczacının cebinde kredi kartı olmasa market alışverişi yapacak parayı bile kazanamadığı gerçeğiyle yüz yüze gelmiş oluyoruz.

İLAÇ FİYATLARI PAHALI MI?

Enflasyondan arındırılmış rakamlar üzerinden baktığımızda bir ilacın 2015 yılında satış fiyatının alım gücü 2025 yılındaki alım gücünden daha yüksek, bir başka deyişle aynı ilacın 2015 yılındaki fiyatı 2025 yılındaki fiyatından yüksek.

İlaç fiyatları son 10 yılda gerçek anlamda artmamış, enflasyon karşısında erimiş durumda ama karar verme merciindekilere göre ilaç harcamaları çok yüksek ve hala çok hızlı bir şekilde artmakta.

Bu iddialara rağmen sektörün karlılığı ciroya yani satış miktarının artması ya da azalmasına birebir bağlı olduğundan eczanelerin yaşadığı karsızlık sorununu dağıtım kuruluşları ve ilaç firmaları da aynı şekilde ve şiddette yaşıyor.

Satışları artmasına rağmen satılan ürünlerin maliyetleri ile faaliyet giderleri ilaç fiyatlarındaki artıştan yüksek oranda arttığı için karlılıkları düşmüş ve bir kısmı resmi bilançolarına göre 2025 yılını (-) ile yani zarar ile kapatmış durumda.

İlaç harcamalarındaki artışı da dikkatlice incelediğimizde 2025 yılındaki artışın yarısının kur güncellemesinden kaynaklandığını, bunun da yaklaşık yarısının kademe geçişinden kaynaklandığı yani ikinci kademeye ve üçüncü kademeye geçen ilaçların bu büyümede en önemli etken olduğu, gerçek anlamda ilaç harcamalarında ya da ilaç tüketiminde bir artış olmadığı görülmektedir.

Özellikle 3. Kademe ilaçlarda yaşanan karsızlık sorununun bir yansıması olarak ilaç firmalarının KKİ uygulamasının yükünü eczaneler üzerinde bırakan uygulamaları nedeniyle bu kademedeki ilaçlar; hastalar için ciddi bir ilaç temini, eczaneler için ise ciddi bir finans sorunu haline gelmiş durumdadır.

KKI faturada düşülmeyip sonradan KKI’si ödenen ilaç oranının tüm ilaçlarda ciro bazında yaklaşık %5 gibi bir orana yükselmiş olması 3. Kademe ilaçlar için acilen bir iyileştirme yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Reel kurla ilaç fiyatlandırılmasında kullanılan kurun %60  seviyesinde korunması konusunda yasal düzenleme yapılmış olmasına rağmen son yapılan kur güncellemesinin üzerinden geçen çok kısa süre içerisinde bu oran neredeyse %50’ye düşmüştür.

İlaç kurunun reel kurun %50 ve altında olması,   moleküler ve biyoteknoloji grubundaki yenilikçi ilaçların Türkiye pazarına girişini engellediği gibi yerli ilaç sanayinin yatırım ve gelişim kapasitesini de olumsuz etkilemektedir.

İlaç ve eczacılık sektörünü kansere yakalanmış bir insan bedenine benzeterek sorunu daha basit ve metaforik anlatmak gerekirse Özetle ;

Karaciğerde (ilaç firmalarında) gelişen metastazı bastırmak için bir doz ekono-terapik ilaç (kur güncellemesi ) uygulamak, böbreklerde (dağıtım kuruluşlarında)  gelişen metastazı bastırmak için bir doz ekono-terapik ilaç ( kar oranı kademe güncellemesi ) uygulamak, kalpte (eczanelerde) gelişen metastazı bastırmak için bir doz ekono-terapik ilaç (kar ve kademe güncellemesi) uygulamak ve bu tedavi kürünü hangi organda ağrı artarsa o sıraya göre yapmak; hastalığı iyileştirmediği gibi  artık durdurmuyor!

Diğer yandan, ülkemizin ilaç harcamalarını diğer ülkelerle kıyasladığımızda ilaç harcamaları gerçek anlamda çok düşük seviyelerdedir.

Ülkemizdeki toplam ilaç satışlarının Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) içindeki payı %0,9 seviyesindedir. OECD ortalaması ise %1,5 civarındadır. Türkiye bu oranla OECD’nin en alt sıralarında yer almaktadır.

Türkiye, satın alma gücü paritesine göre kişi başına düşen ilaç harcamasında (yaklaşık 131-140 Dolar ile) Meksika ile birlikte OECD'nin en düşük iki ülkesinden biridir. OECD ortalaması ise bunun neredeyse 4 katı (500-600 Dolar bandı) civarındadır.

Türkiye'de genel sağlık harcamalarında insanların cepten ödeme oranı  yaklaşık %17 oranıyla OECD ortalamasının (%18) biraz altındadır. Ancak "ilaç" özeline inildiğinde, vatandaşın cebinden çıkan para baskılayıcı fiyat uygulamaları nedeniyle reel olarak günden güne artmaktadır.

METASTAZ VATANDAŞI DA ETKİLİYOR!

İlaç kurunun piyasadaki reel avro kurunun yarısında kalması dünyada piyasaya yeni çıkan, yeni nesil ve yenilikçi ilaçların kamunun geri ödeme listesine (SUT) girmesini zorlaştırmaktadır. Bu durum, Vatandaşın geri ödemede olmayan moleküllere ulaşmak için ilacın tam bedelini cebinden ödemesi ile referans fiyat ile piyasa fiyatı arasında oluşan ve SGK'nın karşılamadığı "ilaç fiyat farklarının" hastanın cebine doğrudan yansıması gibi sorunları ortaya çıkarmakta ve insanımızın cepten ödediği ilaç harcaması -her ne kadar resmi tablolara yansımasa da- artmaktadır.

Son yıllarda vatandaşın alım gücünde oluşan düşüş de göz önünde bulundurulduğunda, aslında sektörün yaşadığı “karsızlık metastazının” sadece üç organın sağlığını  değil, bütün vücudu tehdit ettiğini de ortaya koymaktadır.

Dolayısıyla ;

  • İlaç fiyatlandırma sisteminin yeniden yapılandırılarak dinamik hale getirilmesi,
  • Eczacı ve dağıtım kuruluşlarının kar oranlarının yeniden düzenlenmesi, özellikle 3. kademede arttırılması,
  • İlacın fiyatından bağımsız olarak eczacılar için Avrupa Birliği Standartlarında  kutu başı ücret belirlenmesi,
  • KKI uygulamasındaki ekonomik yükün eczanelerden alınması,

Acil ve hayati önem taşımaktadır.

                                              ECZACININ SESİ ÖZEL HABER/RAPOR

Kaynaklar:

  1. İEİS: İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası, "Fiyat ve Kur Gelişmeleri Raporu", Aralık 2025.
  2. AIFD: Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği, "Sürdürülebilir Sağlık ve İlaç Fiyatlandırma Politikaları" Çalışma Raporları ve Dönemsel Bildirileri.
  3. TEİS/TİSD Veri Tabanı: İlaç Kararnamesi Geçmiş Dönemsel Avro Değeri (DAD) ve TCMB Karşılaştırmalı İstatistik Serileri
  4. SGK İstatistik Yıllıkları ,”Sağlık Finansmanı ve Harcamaları”.


Dosya

Özgür Köşe

Dünyada Eczacılık

Sektörel Bakış

Çepeçevre

Kültür Sanat