Bir önceki yazımızda yer alan ‘’eczacının derdi zam değildir’’ yaklaşımına çokça olumlu, az da olsa eleştirel yorumlar geldi. Hemen belirtmek gerekirse, işletme giderlerinin hızla arttığı bir ortamda ilaç fiyatlarındaki artış üzerinden oransal bir karlılıkla ilaç-eczacılık hizmetlerinin sürdürülebilirliği çok da mümkün görünmüyor.

İFK’ nin enflasyon oranına göre ve yılda 3-4 düzenleme yapacak şekilde güncellenmesi kaçınılmazdır. Bunun yanı sıra ilaç fiyatlarından bağımsız bir meslek hakkı sağlanması ve SGK reçetelerini karşılarken oluşan hizmet bedelini günün şartlarına uygun olarak artırılması da gerekiyor.

Mesleğimizle ilgili olarak mart ayı içerisinde iki önemli gelişme oldu. Beklentilere ve söylentilere uygun olarak İFK ile kur güncellemesi (13 Mart ve 1 Nisanda 2 taksit olarak) yapıldı ve SGK ile protokol revizyonu gerçekleşti.

İlaç fiyatlarını belirlemede kullanılan Euro kuru 1 Nisan itibarı ile 29,1164 TL olarak uygulanacak. Yeni kur eczanelerdeki sorunun çözümüne ne kadar katkısı olacak, vatandaşın ilaca ulaşımındaki sıkıntılar azalacak mı, yaşamsal öneme sahip ithal ilaçların temininde yaşanan problemler aşılacak mı zaman gösterecek...

SGK ile yapılan protokol revizyonu ile iskonto baremleri ve reçete hizmet bedelleri (SGK’ nın yıllık büyümesi oranında) artırıldı. Şimdi sırada protokol yenileme ve ek-fatura süreçleri var.

Meslek örgütlerimiz bu iki önemli sorunun gündemden kalkması ile doğal olarak 14 Mayıs Eczacılık Günü etkinliklerine yoğunlaşmaya başlayacaktır.

Kimsenin keyfini kaçırmak istemem ama birçok farklı kaynaktan eczane açılışlarına ilçe bazlı kısıtlama getiren yasal düzenleme ile ilgili girişimler olduğu bilgisi geliyor. Yani yasada yer alan ‘’ilçe sınırları içindeki nüfusa göre 3.500 kişiye bir eczane düşecek şekilde’’ ifadesindeki 3.500 sayısının 2.500’e düşürülmesi söz konusu...

Yıllardır ifade ettiğimiz gibi bir yandan yasal düzenleme ile eczane açılışlarına ilçe bazlı nüfusa dayalı bir kısıtlama getirilirken, diğer taraftan çok sayıda (özel ve vakıf üniversitelerinde) yeni eczacılık fakültesinin açılışına onay verilerek bu günlere gelindi.

Sayısı 60’ı aşan fakültelerden her yıl binlerce genç meslektaşımız mezun oluyor ve istihdam sorunu ile karşı karşıya kalıyor. Kısıtlama nedeniyle birçok yere eczane açamıyorlar, ilaç üretiminde, akademide ve kamuda istenen kadrolar da olmadığı için sorun her geçen yıl biraz daha büyüyor.

Son yıllarda uygulamaya konan 100 binlik başarı sıralaması ve (özellikle devlet üniversiteleri bünyesindeki) fakültelerdeki kontenjan azaltılması sorunu çözmeye yetmemektedir. Vakıf ve özel üniversiteler bünyesindeki fakültelerin kontenjanları da azaltılmalıdır.

Bunun yanında birçok özel ve vakıf üniversitelerinde açılan eczacılık fakültelerinin yeterli akademik kadrolara ve fiziki koşullara sahip olmadığı da bilinmektedir.

Başarı sıralamasındaki mevcut baraj 100 binden 50 bine düşürülmeli, aranılan kriterlere uygun olmayan fakültelerin öğrenci alımına izin verilmemeli, ruhsatları askıya alınmalıdır.

Mesleğimizin çok sayıda sorunu olduğu bir gerçektir, ancak eczane açılışlarını belirleyen nüfus kriterinde yapılacak bir değişiklik oldukça ciddi bir meseledir ve sadece mevcut eczaneler için değil, gelecek nesiller için de oldukça büyük sıkıntılara yol açacaktır.

Konu Sağlık Bakanlığına tüm detayları ile aktarılmalı, istihdam sorununun çözümü için çaba harcanmalı ve mesleğimizin değersizleştirilmesine yol açacak gelişmelere ivedilikle  engel olunmalıdır.

Saygılarımla.

Ecz.Tuncay Sayılkan 

                             

Not :

6.Dijital Eczacılık Zirvesi dopdolu içeriği ile 7-8-9 Nisan 2026 tarihlerinde gerçekleşiyor.

Kayıt yaptırmayı unutmayın.

9 Nisan Perşembe günü sektörün önemli isimlerinden Ecz. Altan Demirdere ile ilaç pazarını, yerli-yabancı firmalardaki değişimi, ilaçta fiyatlandırma modelini, ilaç sanayisindeki gelişmeleri konuşacağız.



Dosya

Özgür Köşe

Dünyada Eczacılık

Sektörel Bakış

Çepeçevre

Kültür Sanat